23 Haziran 2010 Çarşamba

Yüzbinlerce gönlü yakıp kavuran o gönül


Yüzlerce padişahlık şehri zulümle yıkıldı gitti; yüzlerce saltanat denizi, haksızlıkla kurudu, seraba döndü.

Yüzlerce hırs burcu, nekeslik kalesi, yüzüstü, hendeklere yıkıldı, yarı uykuya dalmış yüzlerce baht, büsbütün uyudu, uykuya daldı.

Gayb âleminin anacaddesi, zâten o kavma kapanmıştı, o kapkara zulüm Ayı da büsbütün örtüldü, bulut altına girdi, görünmez oldu.

Şimşek gibi çakan, boyuna halkı yakıp yandıran o göz, feryatlara düştü, ağlamıya koyuldu, buluta döndü.

Yüzbinlerce gönlü yakıp kavuran o gönül, şimdi Tanrı ateşinde kebab olup gidiyor.

Ne mutlu o kişiye ki bir ibret aldı bundan; padişahın bu kahrı, bir kapı açtı ona.

Gündüz olunca geceleyin ne yaptığını gördü, anladı ama ne fayda; rezil-rüsvay oldu, yüzlerce derde uğradı.

Yüzü ak gündüz gibi geceleri dua ederek geçir; çünkü Nuh'un duası da geceleyin kabul oldu.

Mevlana Celaleddin
(II-XLVIII-350)

Ebru : Feridun ÖZGÖREN - Boston USA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder